KRİZDEMİYİZ?

Acaba şu anda ekonomimizde bir kriz mevcut mu? Veya önümüzde bizi bekleyen bir kriz var mı? Bu soruyu finansal kriz türlerinin neler olduğunu anlamaya çalışarak yanıtlamak doğru olacaktır.

Finansal kriz çeşitlerini aşağıda 7 başlık altında toplamaya çalıştım.

(1) DÖVİZ KRİZİ: Türkiye’nin son olarak 2001’de, Meksika’nın 1994’te ve Uzak Doğu Ülkelerinde ise 1997 yılında tecrübe edilen bir kriz. Dövize hücum sonucu yerel para birimlerinin hızla değer kaybettiği bir kriz türü. Türkiye’nin tecrübesinin fazla olduğu ve alışık olduğumuz bir kriz çeşidi.

  • Nedeni: Döviz talebinin döviz arzından fazla olması, döviz cinsinden yükümlülükler ile giderlerin, döviz cinsinden varlık ve gelirlerden fazla olması neticesinde yerel para biriminin hızlı bir şekilde değer kaybetmesi.
  • Çözümü: IMF benzeri kurumlardan yüksek miktarlı, uzun vadeli dış kaynak sağlayarak döviz likiditesini arttırılır. Yerel para cinsinden faiz artışı, sıkı para politikası ve cari açığı düşürülmesi ile krizden çıkılıyor.
  • Sonuç: Yerel para biriminin hızla değer kaybetmesi, milli gelirin düşmesi ve kur geçişkenliğine bağlı ortaya çıkan yüksek enflasyon.

(2) BANKACILIK KRİZİ: Bankaların aktif/varlık kalitesinin bozulması ve özkaynaklarının erimesiyle oluşan krizler. Türkiye’de 1999’da; 2008’de ise ABD’de yaşanan krizler buna güzel bir örnek.

  • Nedeni: Kötü risk yönetimi ile kredibilitesi düşük ve teminatları yeterli seviyede olmayan firmalara kaynak tahsis edilmesi. Verilen kredilerin verimli olmayan yatırımlara yönlendirilmesi sonucu kredilerin geri dönmemesi. Bankaların kaynak ihtiyaçlarının ekonomik istikrarı tehdit eder hale gelmesi.
  • Çözümü: Bazı finansal kurumların batması veya bankaların kötü aktiflerinin temizlenerek, bankalara likidite enjekte edilmesi sonucu aşılan ve bizim alışkın olduğumuz türde bir kriz.
  • Sonuç: Batan veya el değiştiren finansal kuruluşlar, bankacılık sistemine olan güvenin azalması ve artan faiz oranları

(3) LİKİDİTE KRİZİ: Menkul ve gayrimenkul varlıkların nakite çevrilmesindeki zorluklar. Piyasadaki likiditenin kuruması nedeniyle faizlerdeki hızlı artış.

  • Çözümü: Kısa vadede Merkez Bankaları’nın para arzını arttırması en bilinen yaklaşım. 2017 yılında ülkemizdeki Kredi Garanti Fonu uygulaması bu konuda oldukça inovatif bir çözümdü.
  • Sonuç: Faizlerdeki hızlı artış ve varlık fiyatlarında gerileme

(4) VARLIK FİYATLARINDA BALON / EKONOMİK BALON: Tahvil, hisse senedi, gayrimenkul… fiyatlarının gerçek değerlerinin çok üzerinde fiyat değişimi göstermesi. 2001 yılındaki dot.com balonu, lale soğanı çılgınlığı ve 2008 ABD mortgage krizleri en bilinen 3 örnek.

  • Nedeni: Kısa vadeli rant/kazanç için varlıklardaki spekülatif ataklar / alımlar
  • Çözümü: Bu tür krizler genellikle varlık fiyatlarında hızlı bir düzeltme ve iflaslarla sonuçlanıyor. Bu tür krizlerin kolay ve az hasarlı bir çözümü bulunmuyor ve ekonomilerin istikrara kavuşması uzun zaman alıyor.

(5) BORÇ KRİZİ: Kamu borcunun milli gelire oranının çok yüksek olması. En güncel örnekler bugünkü Arjantin ve Venezüella ile 1980’ler Türkiyesi.

  • Nedeni: Popülist kamu ve maliye politikaları, hatalı yatırımlar sonucu kamu maliyesinde bozulma
  • Çözümü: Sıkı para ve maliye politikası, devletin küçültülmesi, özelleştirme ve vergi artışları ile kamu borcunun azaltılması.

(6) REEL SEKTÖRÜNÜN BORÇ KRİZİ: Bugüne kadar alışık olmadığımız bir kriz türü. Firmaların aşırı borçlanması sonucu oluşan faiz yükü ve kur farkı zararları nedeniyle özkaynaklarının erimesi ve finansal durumlarının bozulması. Bugün ülkemizde çok sayıda firmanın karşı karşıya olduğu bir problem.

  • Nedeni: Kötü risk/finansal yönetim ve zayıf kurumsal yönetim anlayışı.
  • Çözümü: Kredi faizlerinin düşmemesi ve yerel para biriminin değer kazanmaması durumunda kolaylıkla çözüm üretilmesi mümkün değil. Çok sayıda firmanın bu riske mazur kalması nedeniyle yönetimi oldukça zor olan bir kriz. Firmaların borçlarının uzun vadeye yayılarak yapılandırılması en bilinen yaklaşım.
  • Sonuç: Firmaların batması ya da el değiştirmesi, bankaların alacaklarını tahsil etmemesi nedeniyle ortaya çıkan bankaların sermaye yapısının bozulması ve likidite pozisyonlarının kötüleşmesi

(7) HANE HALKI BORÇ KRİZİ: Hane halkının gelirinin ötesinde bireysel kredi kullanması (kredi kartı, ihtiyaç ve konut kredileri). Konuya Türkiye özelinde bakılacak olursa 2002 yılında 6 milyar TL seviyesinde olan toplam hane halkı borcunun, özellikle konut kredisi ve kredi kartı kullanımına bağlı olarak 600 milyar TL seviyesine yaklaşması olası bir ekonomik daralmada hane halkı borçlarının ilave bir sosyal krizi tetiklemesi anlamına gelebilir.

Ekonomilerde bir kriz yaşandığında genellikle yukarıdaki kriz elementlerinden birden fazlası aynı anda bir arada bulunuyor.

Ülkemizin bugünkü durumuna yukarıdaki kapsamda değerlendirdiğimizde;

1. Döviz Krizi: Son 2 yıldır Türk Lirası ciddi anlamda değer kaybetmesine rağmen hali hazırda bir döviz krizi yaşamıyoruz. Buna karşın ciddi bir döviz borcu sorunumuz ve çözülmediği takdirde bu sorunun döviz krizine dönüşme potansiyeli mevcut.

2. Bankacılık Krizi: Sağlıklı, karlı ve güçlü bir bankacılık sektörümüz var. Reel sektör borç riski büyümedikçe kısa dönemde bankacılık sektörü kaynaklı kriz yaşanması ihtimali düşük görünüyor. Türk bankacılık sektörünün özkaynak büyüklüğü 390 Milyar TL (80 Milyar USD düzeyinde). Bu büyüklüğe yakın düzeyde kredinin sorunlu hale gelmesi durumunda sektörde kriz ihtimali oluşur.

3. Likidite Krizi: Piyasada likidite krizi seviyesinde olmasa da ciddi bir likidite problemi (nakit sıkışıklığı) yaşanıyor. Kredi büyümesindeki yavaşlama bunun önemli bir göstergesi ve nedeni.

4. Varlık Fiyatlarında Balon: Türk hisse senetleri, tahvil fiyatları ve şirket değerleri son dönemlerin en düşük düzeyinde. Varlık fiyatlarında balon yerine Türk varlık fiyatlarında ucuzluk olduğunu söyleyebiliriz.

Fakat; konut fiyatlarını bu konunun dışında tutmak gerekir. Konut fiyatlarında ise balon olmasa da hane halkının satın alma gücünün üzerinde varlık fiyatları oluştuğunu ve artan faizler nedeniyle satın alma gücünün gayrı-menkul fiyatlarının gerisinde kaldığını söyleyebiliriz. Bizdeki durum konut fiyatlarındaki balonun ötesinde konut stokunda bir balon olarak nitelendirilebilir.

5. Kamu Borç Krizi:  Kamu borç stokunun milli gelirimize oranının %30’un altında olduğunu ve bu oranın bir çok Avrupa ülkesinden düşük olduğunu dikkate aldığımızda; kamu borcu kaynaklı bir krizin gerçekleşmesi ihtimalinden uzak olduğumuz aşikar.

6. Reel Sektörünün Borç Krizi:  Özel sektörün oldukça yüksek seviyede döviz borcunun bulunması ve Türk Lirası borçlanma faizlerinin %20’nin üzerinde olması nedeniyle reel sektör firmalarımız ciddi faiz ve kur riskleriyle karşı karşıya. Reel sektörün sadece dövizli borçlarındaki son bir yıllık kur farkının bankacılık sektörümüzün özkaynak toplamınına yakın bir seviyeye ulaşması önemli bir risk.

7. Hane Halkı Borç Krizi: Ülkemizde hane halkı borç stokunun GSYH’ya oranı 2002 yılında %2 düzeyinde iken 2017 yılında aynı oranın yaklaşık 8 hat artışla %17’ye ulaşmasına rağmen, bu oranın Avrupa ülkeleri içerisindeki en düşük seviyede bulunması nedeniyle; hane halkı borcu kaynaklı bir kriz ihtimalinin de gündemde olmadığını söyleyebiliriz.

Sonuç olarak; bugün henüz kriz olarak adlandıracağımız bir pozisyonumuz yok. Buna karşılık ciddi anlamda döviz, likidite ve reel sektör borç sorunlarımız bulunuyor. Bunlardan ilk ikisinin yönetimi konusunda yeterli finansal tecrübe ve birikime sahibiz. Ancak reel sektör borç sorunun artarak devam ettiği ve çözüm üretilmezse bulaşıcı etkilerinin olabileceği görülüyor.

ÇÖZÜM: Mevcut borçlarımızı yenileme ve çevirmede majör bir sorunumuz görülmüyor. Ancak TL’nin değer kaybetmeye devam etmesi ve faizlerin artmasının risklerimizi büyüteceğini dikkate aldığımızda; döviz kurlarındaki artışının sona ermesiyle eş zamanlı olarak faizlerin ve de enflasyonun düşürülmesi dışında bir kısa vadeli çözüm görülmüyor. Bunun da en öncelikli yolu para ve maliye politikasından çok hem iç hem de dış yatırımcıların Türkiye algısını değiştirmekten geçiyor.

Algıyı değiştirmeden yapılacak politika değişikliklerinin sonuç vermesi mümkün değil.

Etiketler: finansal krizler, borç krizi, döviz krizi,finansal krizler, borç krizi, döviz krizi,

Yorumlar