İSTANBULLAŞAN İZMİR – GENE DE GÜZEL ÜÇ GÜNDE İZMİR - 1. Gün Torbalı/İzmir

Tanıdıklarım arasında İstanbul’da yaşayanlar yaşlandıkça İzmir’e gitmek isterlerken, İzmir’de yaşayanlar ise gençleştikçe İstanbul’a gelmek istiyorlar. Kendi adıma bu istek sadece tatiller için geçerli.

Son 3 senedir her yıl ailecek gerçekleştirdiğimiz gurme ve kültür gezisi içerikli seyahatlerimiz sıralamasında 3-4 günlük İzmir turu hep en başta yer aldı. Bu yıl hızla İstanbullaşan İzmir’e zannediyorum son seyahatimizi gerçekleştirmiş olduk. İstanbul’dan kaçmak isterken başka bir İstanbul’a düşmek; tüm güzel şeylerin hızla tüketilerek yok edildiğini görmemiz önümüzdeki seyahat planlarımızda İzmir’i alt sıralara itmemize neden oldu.

İzmir’e tekrar gitme konusundaki fikrimiz değişse de, yaşadığımız anıların güzellikleri hala canlılığını korurken onları yazarak kalıcı kılmak belki de en doğrusu.

İzmir seyahatimiz deniz-kum-güneş içerikli bir yaz programından biraz farklı içerikte. Bizimkisi şehrin merkezinde, Alsancak’ta konaklayarak her gün farklı bir rotayı ve restaurantı ziyaret ederek yaptığımız bir tur.

İskenderun Petek, İstanbul Pelit Pastanesi ile birlikte Türkiye’nin en güzel ilk 3 pastanesinden biri olduğunu düşündüğüm Alsancak’taki Reyhan Pastanesi’nde kahvaltı ile güne başlayabilirsiniz. Kahvaltı tabağında; Reyhan’ın özel bergamot aromalı Reyhan Çayı ile birlikte dış kabuğunu porselen bir kabın oluşturduğu içerisinden kaşıkla yiyebileceğiniz rafadan yumurta, İzmirlilerin çok sevdiği boyoz ile birlikte standart ama kaliteli kahvaltılıkları bulabilirsiniz.

Kahvaltı dışında bir akşamüstü pasta veya dondurma yemek için de Reyhan’a uğrayabilirsiniz.

Benim gibi kahvaltıdan sonra pasta yiyebilirim diyorsanız; akşama kadar da beklemenize gerek yok. Sadece Reyhan’da bulabileceğiniz; polnak, ananas bademli inci, pornak, vişneli sükse ve lakubar pastalarından bir dilim yemenizi öneririm. Bunlar arasında benim favorim: Polnak.

Reyhan’da kahvaltıyı müteakiben; hedef İzmir’e yaklaşık 50 km mesafedeki Torbalı’da; Metropolis Antik Kenti, Key Museum ve LA Mahzen’de öğle yemeği içeren üç seyahat noktası.

Metropolis (Ana Tanrıça’nın Kenti) Antik Kenti, Torbalı’nın merkezine yaklaşık 10 dakikalık mesafede yer alan; hak ettiği ziyaretçi sayısı ile değerini bulamamış oldukça güzel bir antik kent. Dünyanın ilk coğrafyacısı olarak kabul edilen MÖ 64 – MS 24 tarihleri arasında yaşayan ünlü Yunan tarihçi Strabon, Metropolis’in antik çağda önemli ve bilinen bir şarap merkezi olduğunu yazmıştır. 2000 yıl sonra Lucien Arkas’ın buraya 10 dakika mesafede Türkiye’nin en büyük üzüm bağını kurmuş/satın almış olması tarihin garip bir cilvesi olsa gerek.

Kazıları devam eden Metropolis Antik Kenti; bir tepenin eteklerine kurulmuş durumda ve bu nedenle kenti gezerken çokça tırmanmanız gerekiyor. Metropolis Antik Kenti; Akropolis (yukarıda bulunan kent / tepelere kurulan kent anlamına gelir), 3,600 kişilik antik tiyatro, mozaikli salon, 67 metre uzunluğunda, 10 metre genişliğinde stoa (bir sokak ya da agoranın yanında yer alan, üstü kapalı, sütunlu, direkli yol), meclis binası, hamam ve avlu evlerden (atriumdan) oluşuyor. Orta büyüklükte görülmesi gereken bir antik kent.

Antik kentte terledikten ve yorulduktan sonra; 20 dakika içinde 4 – 5 bin yıl öncesinden daha yakın bir tarihe, 100 – 150 yıl öncesine; otomobillerin tarihini görmeye, Key Museum’a gidebilirsiniz. Torbalı Organize Sanayi’nin içerisinde böyle bir müze ile karşılaşmak; çölde vaha bulmak gibi. Key Museum’un klimatize ortamında ve kafesinde susuzluğunuz giderdikten sonra şaşkınlık için de otomobil tarihine bir yolculuk yapabilirsiniz.

Detaylara aşağıdaki linkten Key Museum yazımdan ulaşabilirsiniz.

http://dorukozcan.com/makale/key-museum?dil=tr

Key Museum sonrasında öğle yemeği için adres; yine Torbalı’daki Lucien Arkas Bağları. Burası yaklaşık 1,200 dönümlük Türkiye’deki tek parçada en büyük üzüm bağı.

Üzüm bağının içerisinde, bağa hakim bir yükseklikte konumlandırılmış LA Mahzen Restaurant seyir terası, dekorasyonu ve yemek kalitesi ile Türkiye’deki en kaliteli mekanlardan. Bir restoranı tercih edilebilir bir yer yapan sunduğu yemeklerin lezzeti olduğu kadar çalışanların da kalitesi.

Beni en çok yaralayan konulardan biri; ödediğiniz yemek ücretinin yarısı kadar aylığı olan bir garsonun ya da yaptığınız giyim alışverişi kadar maaş alan bir mağaza çalışanının müşteriye karşı küçümseyici tavrıdır. Lucien Arkas’ın bu konuda çok şanslı olduğunu söyleyebilirim. LA Mahzen çalışanlarının burası kendi yerleriymişçesine sundukları hizmet ve içten yaklaşımları benim için yemek kalitesinin önünde yer aldı.

Bazen manzara ve mekanın dekoratif güzelliği de size yemek yedirir. LA Mahzen bu açılardan da olağanüstü bir yer.

Etler ve mezeler oldukça güzel. Beni en çok şaşırtan bugüne kadar yediğim en güzel krem brule (creme brulee) oldu. Fransa’da veya İstanbul’da bulmayı beklediğiniz çok ötesinde bir yerde Torbalı’da bu lezzette bir tatlı ile karşılaşmak yemeği mutlu son ile bitirmeme yardımcı oldu.

Mekan, yemek menüsünü ve fiyatlarını kendi web sayfasında paylaşıyor.

http://www.lawines.com.tr/tr/

Gitmeden önceden rezervasyonla teras kısmında yer ayırtmanız da fayda var.

LA Mahzen şarap severler için ‘çok kaliteli’ şarapları, oldukça makul fiyatlara satın alma imkanı sunuyor. Konunun uzmanları LA consensus serisi ile LA’in sepaj beyaz şaraplarını tavsiye ediyor. LA Mahzen’in fiyat/kalite endeksi bana Arkas’ların bu konudaki önceliklerinin para kazanmaktan çok bu işi sürdürmek, bir mekana hayat vermek olduğunu düşündürdü.

Yemek sonrasında 1,5 saatlik bir yolculuğun ardından Alaçatı eski taş evlerin modern dekorasyonla can bulduğu çarşıda küçük bir gezinti sonrasında Ferdi Baba’da akşam yemeği ile günü bitirmenizi öneriyorum. Nasıl ki Ferdi Tayfur arabeskin babası ise, Ferdi Baba için de balık restoranlarının babası tabirini kullanmak hatalı olmaz.

Ferdi Baba’nın biri Alaçatı Marina’da, diğeri Çeşme Marina’da ve de Alaçatı köy içinde olmak üzere Çeşme’de 3 farklı restoranı bulunuyor. Köy içindeki Ferdi Baba’yı görmedim ve buraya gitmedim. Diğer ikisi arasından tercihinizi Çeşme Marina’daki Ferdi Baba’dan yana kullanırsanız hesap konusunda biraz daha şanslı olabilirsiniz.

Alaçatı çarşısını gezdikten sonra Çeşme çarşısı ile gezmek ve görmekten mutluluk duyacağınız Çeşme Marina’da yürüyüş ve alışveriş sonrasında günü Ferdi Baba’da kapatabilirsiniz.

Ferdi Baba pahalı ancak lezzet olarak ödediğiniz hesabın karşılığını bulacağınız bir mekan. Balık ve ege mutfağı konusunda sürekli inovasyon ile kendini geliştiren ender yerlerden biri. Tek eleştirim; biraz daha uygun fiyatlı olsa daha iyi olabilirdi. Balık simit, balık lokum, İstanbul usulü domates salatası, çeşme kavunu ve de katmeri aklımda kalan güzellikleri. Ferdi Baba’da yiyeceğiniz her şey güzel olduğu için sadece adres tarifi yapmak yeterli olur diye düşünüyorum.

29 Ağustos 2017

Etiketler: Metropolis Antik Kenti, LA Mahzen, Reyhan Pastanesi, Ferdi Baba,

Yorumlar